Çarşamba, Şubat 04, 2009

Her şeyim..

Keşke buraya gelebilseydiniz planladığımız gibi.. Ya da keşke ben gelseydim.. Aptalım işte...

BABA BEN SENİ ÇOK ÖZLEDİM!

:(

Cuma, Ocak 30, 2009

Yeni yıl

Uzun zamandır yazmadığımı fark ettim. Uzun bi zaman yazmak istemedim aslında. Bu uzun zamanda yazmaya vaktim de olmadı. Gerçi istesem mutlaka vakit ayarlardım iki üç kelime yazmak için. Böyle kısaca izah edeyim yokluğumu.

Keyfim yerinde. Yorgunum, ama iyiyim.

İstanbul'a kar yağamadı bi türlü. Ben de kendimi aynen o kar gibi hissediyorum; bekle bekle gelmez, ama bi geldi mi patlama yapacak sanki. Var bi şeyler ama hayır olsun bakalım.

Keşke yine öğrenci olsam.. Sosyal bi insandım o zamanlar. Olmadık yerde olmadık insanlarla bile ayaküstü muhabbet kurup tanışırdım. Şimdi, sanki sosyal hayatım bile fazla rutin gibi. Yeni insanlar olsun istiyorum yine. Yeni karakterler tanımak istiyorum. Tuhaf olsunlar, komik olsunlar, hatta sinir bozucu olsunlar.. Ama "yeni" olsunlar, her gün gördüğüm yüzlerden farklı olsunlar.

Çocuklarımı çok seviyorum. Ama okulumu sevmiyorum.

Hayatımda değişiklikler yapmak istiyorum. Ne bileyim, sıkılıyorum galiba. Baştan sona değişsin her şey istiyorum. Mutsuz değilim, moralsiz değilim, ama heyecan yaşamak istiyorum, yarının nasıl geçeceğini bugünden bilmek istemiyorum. Plan yapmadığım halde hayatımın planlıymış gibi akıp gitmesini istemiyorum. Rutin diyorlar buna değil mi?



İlk bir ay pek bi şey değişmedi ama, hissediyorum; 2009 benim yılım olacak. Bunu da not düşmek istedim şimdiden.

Cumartesi, Kasım 22, 2008

İyi ki...

İnsanın düşmanına bile yapmayacağı cinsten bi eşek şakasıyla, ağlayarak başladım güne.. Kapattığım defterleri zorla açtırdılar, dengem alt üst oldu. Hala da kendime gelebilmiş değilim. Sanırım arkadaş dediğim insanları daha dikkatli seçmem gerek..

En kötü günün böyle olsun demesin kimse nolur.. Böyle olmasın...

24 yıl önce bu saatlerde yine ağlıyordum, pek bi şey değişmedi.
İyi ki (!) doğdum...

Pazartesi, Kasım 03, 2008

Ömer-MeCe-Gui: 3 - Antep: 1 :)

Bugün sevgili arkadaşım Ömer'i Mabet'te ağırlamanın mutluluğunu yaşıyorum günlük. MeCe ve Ömer'le Antep maçına gittik. E Ömer ilk defa SamiYen'e gelmiş, yenmeden dönülür mü? :)

Uzun zaman sonra ilk defa gerçekten çok keyifli bi gün geçirdim sayelerinde. Gerçi biz MeCe'yle maça gitmeye, eğlenmeye alışığız da, Ömer'in de katılması daha bi güzelleştirdi. Küfürlü tezahüratlarda sansür uygulayıp bana söylettirmemesini, kokoreç yedirmeye çalışmasını, hediye ettiğim(!) Galatasaray atkısıyla beni boğma girişimlerini, statta çektiği kapkaranlık çıkan fotoğraflarımızı, maçtan önce oynadığımız tavlada hezimete uğrayacak kadar tavladan bihaber olmasını, her sigara içişimde "öff dumanı üstüme geliyor" diye yer değiştirip yine de dumanı üstüne çekerek laf etmesini saymazsak, Ömer'le zaman geçirmek şahaneydi :)

En kısa zamanda yine yapalım böyle. 13. hafta Hacettepe maçına da gel Ömer, bu sefer söz sabah uyuyakalmadan vaktinde gelip karşılıycam seni :P

MeCe, on gün sonraki Kayseri maçına ayarlıyorum biletleri haberin olsun. Ha bi de, maçtan önce bi tavla atalım, bilmeyenlerle oynamak keyif vermiyor yaa :)

Cumartesi, Kasım 01, 2008

Blogların Efendisi :P

Fark ettim de,
Ağır oturaklı hanım hanım bi insan evladı olmamın imkanı yok. Gerçi annem sürekli böyle uyarılarda bulunuyor, biraz ağırbaşlı ol, hanım hanımcık otur diye. Demek ki hala umudu var.

Yay burcu bi şahsiyet olmamdan mı kaynaklanıyor, çocuklarla fazla mesai harcamamdan mı, bilemiyorum. Bildiğim tek şey, ben büyüyemiyorum. Güzel bişi değil zaten, ne öyle bi ciddiyet, efendi haller falan.

Hanım hanımcık olmam gereken (niye gerekiyosa) anlarda çok sıkılıyorum mesela. Geriliyorum ister istemez. Öyle deli bi insan da değilimdir ama, sanki elimde olmadan bi şey yapacakmışım gibi geliyor. Normal duruyorum işte, biraz ağırbaşlı ol diye öncesinden uyarılmışsam, normal duruşum anormalmiş gibi geliyor zira. Karşımdaki eğer rahat biriyse, ben de rahatlıyorum o zaman. Aman şöyle olayım, böyle durayım diye kasmıyorum. İçimden geldiği gibi konuşuyorum, gülüyorum, takılıyorum. Şimdi bunu dersem yanlış anlar, alınır bozulur, ne düşünür falan fazla kafaya takmak istemiyorum. Diğer türlü insanlarla da bi arada olmamaya dikkat ediyorum zaten.

Nasıl konuşulur, nasıl davranılır, yeri gelince ağır oturaklı olunur bunları biliriz tabi. Ama her zaman her zaman da olmuyo işte. Sıkıcı bi durum.

Cıvık ya da ciddiyetten uzak biriymişim gibi bi anlam da çıkmasın şimdi. Yerine, kişisine göre davranmaktan bahsediyorum. Benden asla bi Polat Alemdar olamaz, onu diyorum. Polat Alemdar'la da işim olmaz, onu da diyorum. Arada bi espri yap, sempatikleş kardeşim. Sürekli racon, ciddi duruş, hayat mı geçer?

Fazla efendilik beni bozar yani.


Geçenlerde muhabbeti geçti de, ordan aklıma geldi, yazayım dedim.
Ben buyum, yapacak bi şey yok.. :)

Çarşamba, Ekim 29, 2008

Yeni bir başlangıç..

Sağ üst köşede de dediğim gibi.. Hayat değişir, bizi de değiştirir..
Yine yeni yeniden başlamanın vakti gelmişti. Sil baştan dedim ben de..

Hoşgeldim bir kez daha..